
yazılar |
|
Ender'le Ece Reklam dergisi için "Hariçten Gazel Okuma Denemeleri 2"
Ender yine selam... Aradan zaman geçti, bak hemen unuttun beni iyi mi? Geçen ay Reklam dergisinde görünce mailleşmemizi bir yazı dizisi gibi, çok heyecanlandım. Her satırdan sonra "ay bunu da yazmalıydım" deyip durdum. Aslında bu sektöre ait daha söyleyecek pek çok sözümün olması da heyecanlandırdı beni, ne güzel di mi? Bu arada facebook'taki grup da süper olmuş; enderleece. Şimdiden yüzlerce katılımcısı var. Tamam daha yazılarıyla destek olanlar çok değil belki ama eğer desteklersek sıkı bir tartışma grubu olacağız. Gerçi sen bu konuya, yani insanların pek de katılımcı olmamaları konusuna biraz içerleniyorsun biliyorum. Zira aslında ben de... Ama ben daha çok şeyin yazılıp çizileceğine inanıyorum o sayfada. Mesela Cenk (Tinel) ve Sezin (İlbasmış) "Yaratıcılık kutsal inek mi?" tartışmasını başlattılar. Bence ilginç bi konu. Yeri gelmişken ikisinin ilgimi çeken görüşlerini hemen buraya noktası noktasına eklemek isterim. ( http://www.facebook.com/group.php?gid=5588153285 ) Cenk: Türkiye reklamcılığında yaratıcılıkta gerileme olduğu savının öznel olduğunu düşünüyorum. Bunu ölçebilecek bir kriterimiz yok ki! Reklamda yaratıcılık kaygısı da salt kreatif çalışanlara ait sanırım. Reklamveren için geçerli başarı ölçütü, yapılan reklamın işlevini yerine getirmesi. Hiçbir kapitalist, reklamlarının uluslararası ödüller kazanmasını dert edinmez. Yaratıcılık markaya değer katıyorsa eyvallah, gerisinin bizim hayata yüksekten bakma statüsünü kazanma amacımızla ilgili... Aslında yaratıcılığın neden kutsandığı konusu üzerine yapılacak bir tartışmaya yönelmek hoş olabilir. Soruyorum "Yaratıcılık, neden kutsal bir inektir?" Sezin: Henüz çömez bile saymıyorum kendimi ama bir kaç bir şeyler söylemek istedim izninizle, Ben seni biraz kızdırmak için yaratıcılık yok doğru brief var ( J ) demişsem bile, Sezin'e katılıyorum aslında... Ya sen? Ece Karaboncuk
Evet, geldik ikinci sayıya. Bir bayram geçtik, bir de yılbaşı. Hmmm, nerden başlasam. Sırayla cevaplayayım sorularını: Bir, ben katılımcı olmaya, insanların facebook'taki enderleece grubuna katılımlarına kızmıyorum, sadece internet denen mecrada, klavyeye değen her parmağın, tarihte bir iz bıraktığını, bir yer meşgul ettiğini biliyorum, Silinmiyor yazı, hep kalıyor. O zaman, ne yazdığınıza, nasıl yazdığınıza biraz dikkat etmeli diye düşünüyorum. Bütün derdim bu. Verimli katılıma, aktif katılıma her zaman varım, desteklerim, sayfamda yer veririm, ama gerçekten pırıl pırıl olmalı yazı. İki, evet facebook'taki grup mükemmel oldu, umarım büyüyecektir, ve umarım, oraya yazılan yazılardan da alıntılayıp bu sayfalarda yer vereceğizdir, günü geldiğinde. Ve, Galatasaray Üniversitesi'ndeki T.P.İ.G. (Teoriden Pratiğe İletişim Günleri) kapsamında gerçekleştirdiğimiz workshop, ders ya da her neyse adı, happening, olay, vaka, söyleşi gerçekten çok keyifliydi. Umarım öğrenciler için de verimli bir gün olmuştur. IAA'den Sayın Meral Terem'e ve Galatasaray Üniversitesi'nden Sayın Can Bilgili'ye çok teşekkürler. Şimdi, gelelim günümüze: Yeni bir tartışma sözkonusu bugünlerde uluslararası mecralarda. Kreatif ajanslar mı, interaktif ajanslar mı? İçten içe bir çekişme, transferler var dünya çapında. Henüz bizim ülkemizin sınırlarına kadar dayanmamış olsa da bu tartışmalar, tüm dünyada etkin olduğu bir gerçek. Uluslararası reklam dergilerinde bu konuyla ilgili söyleşiler, kapak konuları, dosyalar yapılıyor. Benim bu konudaki birinci itirazım, tamlamaya. Yani, kreatif ve interaktif diye ayrıştırmaya. Yani, şöyle bir şeytanın avukatlığını yapıp, interaktif ajanslar kreatif değil mi ki? Ya da kreatif ajanslar interaktif olamazlar mı diyebilirim en başından. Sonra da biraz daha açayım. Şimdi, bildiğimiz mecraları kullanan ajansları kreatif ajanslar, yeni mecraları, interaktif mecraları, birebir reklamcılığı kullanan ajansları da interaktif ajanslar diye tanımlamış arkadaşlar. Evet interaktivite, bir pazarlama enstrümanı olarak kullanılabilir, bir reklam ajansı enstrümanıdır. Ama, tamamıyle bir ajans duruşu olabilir mi, bilmiyorum. Belki biraz geri kafalıyımdır, evet doğru interaktivite çok ciddi, asla gözardı edilemeyecek bir enstrümandır, ama ordan bir reklam duruşu doğar mı, tek başına yeterli midir, bilmiyorum, hatta sanmıyorum. Olsa olsa, güçlü kollardan biri olabilir ama, toplamı asla, gibi geliyor bana. Ne dersin sen? "Yaratıcılık mı, doğru brief mi?" sarmalına tekrar girmek istemiyorum, onu geçen sene tartışıyorduk. J Ama, naçizane cevabım şudur: Ortada bir marka varsa, ona göz kulak olmalı. Duyamayın ama iyi gören, ya da göremeyen ama iyi duyan markalar biliyorum ben. Sen de bilirsin. Hatta böyle ajanslar da vardı yakın tarihimizde. Olmazsa olmaz yani Ece'cim, olmazsa olmaz. Form artı Content artı Context bölü zaman eşittir sana Experience Design. Sevgiler. Ender Emiroğlu
Arkadaşım, Çok güzel yazmışsın ama her zamanki gibi koşturarak ilerlemişsin yine. Yani senin üzerine heyecanla gittiğin interaktif ajans / kreatif ajans tartışması ilginç bi konu kabul ama benim mailimin üzerinden atlayıp gitmişsin yine J İzin ver bu konuyu bi dahaki sayı tartışalım uzun uzun. Ve şimdiden bi tüyo da vereyim; Bu konuda da senden biraz farklı şeyler savunacağım sanırım. Zira ben interaktif mecraların gücünü hayallerimle sınırlı buluyorum... Tek başına bile çok şey bence bu mecra...
Yani bence "reklamveren, malı satıyor mu ona bakar" cümlesini pek bi cılız buluyorum. Daha önce de dediğim gibi büyük fikir değil ama derdim. Bu konuda facebook'ta enderleece sayfasına eklediğim bir yorumdan alıntı yapmak istiyorum. ( http://www.facebook.com/group.php?gid=5588153285 ) "Arada ayakta alkışladığım işler var ki Ender'in de dediği gibi bunlar uluslararası arenalarda ödüller de alıyor ama bu bana yetmiyor. Evet bütün suç benim tatminsizliğim :) Yetmiyor bana n'apiim... Ancak eklemek isterim ki tadına doyamayacağım işler, benim için benzersiz, eşsiz, ilk, tek, süper yeni, en bi yeni, büyük fikirler falan değil... Bunlara hiç mi hiç inanmıyorum hatta. Bir üstadım "dünyada söylenmemiş söz yoktur" derdi. Buna inanırım işte... Bu nedenle doğru işi doğru zamanda ve doğru jargonla temsil etmeyi görev alırım kendime. En yaratıcılığı aramaktan çoktan vaz geçtim ben. Büyük fikir değil, arkası dolu, emek yoğun, çok tartışılmış, çok düşünülmüş üzerine iş ararım. Bu da belli olur hemen zaten." Sonuç olarak; bence de yaratıcılık kutsal bi inek. Çünkü fark yaratmak ve bağ kurmak için mutlaka stratejisine en uygun kreatif fikirlerle pazarda yer almalı marka... Hadi top sende J Sevgiyle kal. ps: Ayarla da yemeğe çıkalım bi akşam artık J böyle yazışa yazışa nereye kadar??? Ece Karaboncuk
Hmmm. Evet. Bak şimdi uzlaştık yine. Atlaya atlaya gitmiyorum, sadece heyecanlıyım, o kadar. Ve evet, stratejisine uygun en uygun kreatif fikirlerle pazarda yer alan marka. Hmmm. İtirazım yok tüm bunlara. Benim burdaki noktam şu; stratejisine en uygun kreatif fikir'in kreatif'liği, özgünlüğü, biricik'liği. İşte tam bu noktada ayrışıyoruz seninle. İşte tam da bu noktada, en yaratıcı iş, ipi göğüsler. Dünyada söylenmemiş hiçbir söz yoktur'a ne yazık ki katılamıyorum Ece'cim. Dünyada daha söylenmemiş çooooook söz var, hem de çok. Ara, bul, kazı, bütüm mesele budur. Zaman, sadece zaman bile, her saniye yepyeni söylenecek sözler yaratıyor kendi başına. Zaman geçtikçe, dil değiştikçe bile, yeni şeyler çıkıyor su yüzüne. Eskidendaha çok zamanımızvardı hatta, şimdi çok daha az. 15 saniyede vurmalısın, bu kadar. Bu bile, yeni şeyler söylenebileceğinin çok güzel bir kanıtı. Bu sadece zaman aralığı. Bir de mecra aralıkları var, ayrıca. Yeni mecralar, yeni alanlar, yeni biçimler çıktıkça bile, yeni şeyler söylenmeli, söylenebilir. Söylenmeseydi, söylenemeseydi, ne devrimler gerçekleşebilirdi, ne ilerlemeler yaşanırdı, ne icatlar çıkardı, ne ne ne... Her zaman söylenecek yeni şeyler var. Ve nefes aldığımız sürece, hep olacak yeni. İşin güzelliği de burada zaten, işin keyfi de burada. İşte bunları yakayabilenler, bu yeniyi görebilenler, bunu bir de gerçekten doğru stratejiyle birleştirebildiğinde, işte o zaman al sana büyük fikir. Tek başına yaratıcı fikirden bahsetmiyorum, o zaman erken doğum olur, herkese ulaşamadan, tam etkisini gösteremeden doğmuş olur, duvara vurulmuş bir yumruk olur. Tek başına doğru strateji de demiyorum, o zaman da kof olur, içi boş olur, gereken herkese söyler ama ne söyler, sadace ufacık bir şaplak olur. Ama ikisi bir arada, doğru stratejiyle kurulmuş yaratıcı fikir, suratın tam ortasına bir yumruk olur, nakavt olur, güzel olur, etkili olur, olur da olur! "Creativity contains all!" Önümüzdeki ay görüşmek üzere, sevgiler. Not: Yemek fikri iyi, ama sen şimdi benim gittiğim yerlere gelir misin ki? Ben Nevizade derim, sen Nişantaşı, :-) Ender Emiroğlu
|