enderemiroğlu

 
kitaplık
hakkında
fotoğraflar
 
     
eylül'de aşk yoktu!

İnsan kendi yoluna yolcudur ve kendi ruhuna
{enderemiroğlu, İsyan}

Beraber sektirdiğiniz taşlar kadar seyreltilmiştiniz hayatın içinde. Birbirinize yaslanmanız kadar düzensizdi o sekmeler, aranıza çizgi çekebilecek kadar yassıydı fırlattıklarınız. Yeniden doğumun temmuzu ağustosla yeşerip onunla büyümüşse eylül neden bu kadar hüzün verir, neden saçları gibi döker yapraklarını bir ağaç? Karnını deştiğiniz günden beri kırgın mıdır yoksa nereden bilir eylülde soyunmanın gerekliliğini. Karşıtlıklar olmasa anlam ne olacak değil mi sevgili? Eylül hüzündü sevgili, bir ağaç kadar olabilmek, soyunabilmek gerekti tüm mekanikliklerden, düşüncelerden. Eylül ölümdü sevgili, yeniden doğuma uzanırdı durmadan; duydun mu!... Şimdi tüm sevgililer, tüm sevgiler mutlu! Eylül özgürlüktü bir de, ah sevgili! Ta ki ekime kadar. Bir tarla dolusu düşünceyi suyuna bıraktığın deniz ekimle taşacak, soğuk ve çirkin yüzünü çatılmış kaşlarının arasından gösterecek mi? Ya sen sevgili, gösterebildin mi sevgini, öfkeni, kendini? Bir mevsim kadar olamadın diye hayıflandın mı zaman zaman ve hiç olmadığı halde kendi kendini kandırıp aşk dediğin ve kendi yarattığın hislerini bile bile kendine boyun eğdin mi? Bir yandan mantıklı olmak bir yandan aşkın kendine egoist çekiciliği: julien sorel kadar gerçek kısabildi mi gözlerini sana o adam?! Bir yandan geçim sıkıntısı, bir yandan daha fazlasına ulaşma arzusu, bir de yarının endişe veren kaygısı. Aşık mısın sevgili?; sen ne kadar da şanslısın... Karnı doymuş boz bir eşek kadar umarsız, bir o kadar hislerinin ıstıraplı ama sonsuz zevk veren melankolileri ve acıları karşısında duyduğun güven: yuların nerede?! Yarın olacak sevgili, bunu sen de biliyorsun ve yarın ve ondan sonraki yarın açlığın ne olduğunu bilmeyen ruhun göğün denize örtünmesi kadar serin bir sabahın mavisi ile eğilecek boynuna ve oradan kulağına şunu fısıldayacak: aşk yoktur sevgili, olsa olsa keyfi yerinde bir güvenlik duygusunun tatmin seviyesini arttırmak istemendir diyecek her şey ve sonra kızacak sana tıpkı senin ona kızdığın gibi ve açılacak mavi: sen yalnızca kendine aşıksın diye rüzgarla seni bir güzel paylayacak. Akşam içtiğin içkinin başına buyruk ağrısı ile eylülü nasıl anlayacaksın sevgili? Ağzından aşkı düşürmeyen son moda romanların küstah yazarlarını ne zaman anlayacaksın? Ellerini havaya kaldırıp bir kaldırım taşının üzerinden aşağıya düşmemek için ne kadar yürüyebileceksin? Oysa sen de bilirdin kendini korumazdı, menfaat nedir bilmezdi gerçek bir aşk; o eylül ile gelirdi, herkese görünmezdi, çoğu zaman bir şarkı, bazen savrulan bir yaprakla anardı adını.
Eylül bir ağaç gibi soyunmanın zamanıdır fazlalıklarından, tıpkı sevgilinin elbiselerini hızla soyar gibi, tıpkı sevişmekten sırılsıklam olmuş sevgilinin derisini kanatmadan yüzer gibi, tıpkı hissettiğini sandığın acılar gibi tatlıacı, küstah, bencil; ah sevgili, ah budala, ah savaşçı... Güneş hiç durmadan söyledi, duymadın mı? Aşk hiç yoktu, kulağına eğilip fısıldayan gibi, denizin mavisi gibi, yapraklarını neden döktüğünü bilmeyen yaralı bir ağaç gibi; eylülde aşk yoktu.
Şimdi her eylülde daha önceki zaferlerini unutuyorsun, bir yenilgi tüm zaferlerini yıkıp geçiyor şimdi. Attığın her adımda düşmeden düşünebilecek misin teninde onca sevgilinin parmak izleri ile ve her eylülde sırf sana sevgilim dediği için gözlerini bir menekşeyi çiğner gibi ezdiğin, sırf sana hiçbir neden yokken gülümsediği için terbiyesiz dediğin: kaçtığın sevgiler hiçbir eylüle sığmayacak; 11 ay kör olmak ne kadar zor, hissetmelisin sevgili. Köşeye gelmeden önce unutma sevgili, tıpkı yanında taşıdığın çanta gibi kendi zevkine uydurduğun her aşk seni bambaşka sokaklara götürür, elbisene uyduğu için sürdüğün oje gibi ne kadar kalıcı olabilirsin ayaklarının üzerinde ve daha öncekilerin izlerine basa basa yürürken bir mısırı koçanına kadar kemirdiğin ihtiraslarının acizliğini elektrik tellerinde patlamayı bekleyen bir guguk kuşu mu öğretmeli? neyse; eylül, senin eylülün. Tıpkı satmak için şarlatanlık yapıp aşka inanmayan kitapların yazarları gibi bir eylül, senin eylülün; sürekli düşünür, düşünür: Öyle olsa, böyle olsa, yaprak düşse, bir naylon torba bir toz bulutu ile havalansa, bozulmasın diye bir kavun dilimini boydan boya sarar gibi yüzüne konsa, kaldırımdan bir anlığına yola düşsen... Anlayacak mısın sevgili? Aşk düşüncendi, eylül değil, tıpkı sevgi gibi.


yorgunpina


 

hakkında anasayfa