"Google'ladım, doğrusu "ünvan"mış!"
Yazım kılavuzuna bakmaya üşenen reklamcıların yeni oyuncağı, "gugullamak". Ve bunu da o kadar inanarak yapmaktalar ki, Google'dan çıkan sonuca sonuna kadar güveniyorlar. Düzeltmenlik mesleğini inatla yapan birkaç arkadaşıma selam olsun. Birçok düzeltmen, TDK, Dil Derneği, Kabalcı, Nijat Özön, Ömer Asım Aksoy konusunda fraksiyonlara ayrılmışçasına savaş verirken; "gugullamak" da bambaşka bir fraksiyon açtı yazım kılavuzu savaşına. İnternetin tek sorununun "temiz içerik" sunmaması olduğu bilinmesine rağmen, inatla bir kelimenin nasıl yazıldığı konusu, gugullanarak çözülmeye çalışılıyor.
Yöntem de çok basit ve, bir o kadar da yanlış bence:
Google'a "ünvan" kelimesini aratıyoruz:
Yaklaşık 3.900.000 sonuç bulundu (0,05 saniye)
Arkasından "unvan" kelimesini de aratıyoruz:
Yaklaşık 2.780.000 sonuç bulundu (0,08 saniye)
Demek ki neymiş, "ünvan" daha çok çıktığına gore doğrusu oymuş.
Yılların şapka sorunu. Şapka kaldırıldı diye inat edip, "10 yıllık karımızı paylaşıyoruz." diye başlık atanlar mı ararsınız, "Hala ne bekliyorsun?" diye halasına soru soranlar mı? "Uluslar arası" kelimesinin bitişik mi ayrı mı yazıldığı konusunda içsavaş çıkabilir bile hatta. Yine nadide bir servisimiz olan Google Transate var. Çeviri bürolarını, ayrı bir uzmanlık isteyen terimsel çeviriyi hiçe sayan kimileri de Google Translate servisini kullanmayı tercih ediyor. Bakalım sonuçlara:
Reklam Yaratıcıları Derneği'ni çevirttim ben Google Translate'e. Sonuç: "The creators of advertising association." Kenan Doğulu'yu çevirtince de "Elvis Presley" çıkıyor sonuç olarak, "Burak K"yı da "John K" olarak çeviriyor.
Yazının eksenine dönersek yine; hepimizin günde en az bir kez girip, yine en az bir saat vakit geçirdiğimiz Facebook üzerindeki statü'lere bakacak olursak, (bir dürümcünün Adana Dürüm'ü, Adana Status diye çevirdiğini görmüştüm bir internet fotografında, Tavuk Çevirme / Chicken Translate gibi bir şey olsa gerek); evet ne diyorduk, facebook statülerine bakacak olursak, Türkçe'nin gerçekten de kurallarına uygun yazılmadığını görüyoruz. Bu kadar çok yazılan bir döneme girmemişti üstelik ülkemiz gençliği. Ve yine kirli internet içeriğine bir güzel örnek de, Mevlana'nın mı, Hayyam'ın mı olduğu pek de bilinmeyen bir alıntı: "Kör cehalet çirkefleştirir insanları! Suskunluğum asaletimdendir... Her lafa verecek bir cevabım var, lakin bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye." Kimisi Hayyam'ın olduğunu, kimisi ise Mevlana'nın olduğunu iddia ediyor. Graham Bell'in sevgilisinin adının Allessandra Lolita Oswaldo olduğunu, Bell'in teleonu icat edince ilk hattı sevgilisinin evine çektirdiğini, her telefonu açışında Ale Lolos dediğini, sonradan bunu daha da kısaltarak Alo şekline çevirdiğini biliyor muydunuz?
Bu ve buna benzer bir yığın kirli bilginin yer aldığı, ve ile -ki'lerin, de ile -de'lerin birbirine karıştığı, bütün cümlelerin mutlaka ama mutlaka üç noktayla bittiği bir güzel dönemdeyiz. Leke değeri olarak cümlenin ilk harfini küçük yazıp sonuna nokta koyanları da anmak gerek.
Demem o ki, bu biraz eğlenceli, biraz bilgi verici, ve çokca da gereksiz yazımda sevgili arkadaşlar, internetteki bütün içeriğe güvenmeyin. Yazılan yere, yazana mutlaka dikkat edin. Ve bir yazım kılavuzu edinin, ama illa ki hep çevrimiçi olacaksanız, Türk Dil Kurumu'nun internetteki kılavuzuna itibar edin.
Yerim dardı, kısa kestim, isterseniz beni gugullayıp, konu hakkındaki diğer yazılarımı da komutC, komutV ile "share" edin.
Ender Emiroğlu
Reklam Yazarı
RYD Reklam Yaratıcıları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi
RYD Reklam Yaratıcıları Derneği Türkçe Çalışma Kurulu Üyesi
IAA Uluslararası Reklamcılık Derneği GP Beyin Takımı üyesi
(Bu yazı, Kırmızı derginin Mart-Nisan 2011 tarihli 28. sayısında yayımlanmıştır.)